LGS’ye 15 Gün Kala Ne Yapmalı? Bir Genç Yetişkinin İçinden
Her şey biraz karmaşıktı. 15 gün… LGS’ye sadece 15 gün kalmıştı. Ve ben hâlâ bir noktada kaldım. Kayseri’nin sıcağında, penceremin önünde kitaplarım yığılmıştı. Gözlerim kitaplarda, ama zihnim her defasında kaçıyordu. Bir yere, uzak bir yere… Düşüncelerimin en derin köşelerine kadar gidip geliyordum. Bu dönemde yaşadığım heyecan, korku ve umut, her bir günün içindeki farklı duygularla karma karışıktı. LGS’yi kazanmak mı? Yoksa kaybetmek mi? Bunu bile bilmiyordum. Ama bildiğim bir şey vardı: 15 gün kala ne yapılmalı sorusu, artık tüm hayatımı şekillendiriyordu.
15 Gün Kaldığında Gerçekten Neler Hissettim?
O sabah, Kayseri’nin caddelerinde yürürken hava daha sıcak hissettirdi. Aslında daha çok sabahın ilk ışıklarıydı ama bunlar beni fazlasıyla etkiliyordu. Bütün bu sıcaklık, başımda bir ağırlık oluşturuyor, ama içimde başka bir şey daha vardı: Heyecan. Evet, LGS’ye 15 gün kalmıştı ve bir yandan bunalmış hissediyordum, ama diğer yandan da içimde bir umut ışığı yanıyordu.
“Yapabilirim,” diyordum kendi kendime. Ama sonra bir an, her şey sarmallandı. Tüm bu süre boyunca ne kadar çalışmıştım? Bu 15 gün beni nereye götürecekti? Kendime bir hedef koymuştum: Her gün bir adım daha atmak. Ama bazen düşündüm, bir adım daha atmak ne kadar yeterli olabilirdi ki?
Sıkıcı Gibi Görünen Günlerin Ardında Ne Var?
Eve dönerken, okuldaki öğretmenimin bana söylediği bir cümle aklıma geldi: “Bu 15 gün, sadece teknik değil, psikolojik bir savaş da olacak. Kendinizi iyi hissetmelisiniz.” O cümle, günün ilerleyen saatlerinde bir yanda kaybolan derslerimle, diğer yanda içimde bir şeylerin kırılmaya başladığı gerçeğiyle birleşiyordu. Bir yanda kitaplarımı elime alıp, test çözmeye başlıyorum ama diğer yanda bir ses, “Bu kadar yeterli mi?” diye soruyordu.
Bazen bir dersin başında kayboluyorum. Ne zaman tekrar başladığımı, nerede durduğumu hatırlayamıyorum. Ama durmam gerektiğini de biliyorum. 15 gün çok uzun bir zaman gibi geliyor, ama bir taraftan da bu 15 günün kısalığıyla yüzleşmek beni korkutuyor. Çalışmaya devam ederken, “Bu kadar çalışırsam, bir şeyler olacak” diyordum. Ama o sırada önümde bir yığılmış konular vardı ve her biri başka bir engeldi.
15 Gün Kalan Zamanın Gücü: Sadece Bir İhtimal
Bir gün, oturduğum odada, mutfaktan gelen yemek kokularıyla dikkatim dağıldı. Test çözüp bir sayfayı geçtim ama bu sefer hissettiğim şey farklıydı. Bütün bu yoğun kaygılar, içimde bir değişim yaratmaya başlamıştı. Her sorunun cevabını doğru bildiğimi hissetmiyorum, ama soruları çözüp, “Ne olursa olsun, devam edeceğim” diyordum.
15 gün çok kısaydı ama bir şey anlamıştım. Zihnimin gücü, sadece bilgiye değil, aynı zamanda azim ve moral duygusuna da bağlıydı. İçimdeki umudu kaybetmemeliydim. O küçük ışık, beni geceleri motive ediyordu. Bir hatırlatma gibi geliyordu: “Bunu yapabileceksin.”
15 Gün Kaldığında Ne Yapmalı?
Bu noktada, sadece çalışmanın yeterli olmayacağına karar verdim. Kendime zaman zaman dinlenme, biraz eğlence alanı tanımak da önemliydi. Sürekli sınav ve derslerin üzerine gitmek, zihni aşırı zorlamak yorgunluk yaratır, bu da başarısızlıkla sonuçlanabilir. Düşüncelerimi toparlamak için biraz meditasyon yapmaya başladım. Kısa yürüyüşler, ya da kitaplardan kısa aralar… Bunlar, moralimi yüksek tutmamı sağladı.
15 gün kalmıştı ve artık “her şeyin yolunda gideceği” yönündeki inancım güçlenmişti. Planlı olmak, her şeyi sırasıyla yapabilmek… Ama her şeyden önce, sınavın bir nevi yaşamın tek belirleyicisi olmadığını da kabullenmek. Sonuç ne olursa olsun, bu benim en iyi versiyonum olmaya, çabalarımı en üst seviyeye çıkarmaya devam etmekti. Ne olursa olsun, ben buradaydım ve tüm bu zamanın ne kadar değerli olduğunu anlamıştım.
Sonuçta Ne Oldu?
LGS’ye 15 gün kala, işte hissettiğim şey buydu: Karmaşık, endişeli ama aynı zamanda umut dolu bir hal. Günler geçtikçe, tıpkı eski alışkanlıklarım gibi, sınavın ne kadar önemli olduğunu anladım, ama hayatın diğer yönlerini de unutmamak gerektiğini fark ettim. 15 gün boyunca ne kadar çalıştığımı sorgularken, sınavın bitiminde daha güçlü bir insan olacağıma dair bir inanç da oluştu içimde.
Sınav günü geldiğinde, hayal kırıklıklarından daha çok, “İyi ki bu kadar yol geldim” diyordum. Bazen kaybetmek, bazen kazanmak önemli değildi. Önemli olan, bu yolculukta öğrendiğin şeydi. Ve bu yolculuğu hala hatırlıyorum.