Kaf Neresidir? Anadolu’nun Derinliklerinde Bir Yer
Bazen basit bir sorudan çok daha fazlası çıkar. “Kaf neresi oluyor?” diye sorduğumda, ilk başta bu sorunun cevabını benden başka kimse bilmez gibi hissetmiştim. Çocukluğumda, mahallede “Kaf dağında” gibi deyimler duyardım, ama bu yerin tam olarak neresi olduğunu asla anlamamıştım. Ne zaman “Kaf neresi oluyor?” sorusunu çevremdekilere sorsam, birinin “Kaf dağının üstü” demesi yeterli olurdu, bir diğerinin ise “Aman ne ilgisi var, o dağ falan değil” demesi… Sonra yıllar geçti ve bu kez iş hayatımda da “Kaf neresi oluyor?” sorusu başıma bir dert oldu. Belki de doğru cevabı bulmak, aslında hem keşif hem de toplumsal bir anlam taşır, kim bilir?
Kaf Neresidir? Hangi Kaf Dağı?
Çocukluğumda, tıpkı başka herkes gibi, Kaf Dağı’nın masallardaki gizemli yerini çok merak ederdim. Herkesin bildiği ama tam yerini kimsenin açıklayamadığı, sanki bu dünyadan değilmiş gibi görünen bir dağ… İşte böyle bir dağ “Kaf Dağı”. Sonrasında, büyüdükçe fark ettim ki, “Kaf Dağı” aslında sadece bir mit değil, bir anlam yüklemesiydi. Herkesin kafasında farklı bir yerdi. Kimisi için özgürlüğün, kimisi için ulaşılması zor olanın simgesiydi.
Anadolu’nun çeşitli köylerinde, özellikle de Konya çevresinde yaşadığım bazı küçük keşiflerde, yerel halkın “Kaf Dağı” terimini sıkça kullandığını gördüm. Bazı insanlar için burası “yaşanması zor bir yer”, bazıları için ise “hayallerin doruğu”. “Kaf neresi oluyor?” sorusu, tam da bu yüzden, sadece bir yerin ismi değil, aynı zamanda kişisel bir deneyimin de ifadesi haline gelmiş.
Kaf Dağının Gerçek Yeri
Bir yandan çocukluğumun o masalsı hayali, bir yandan da iş dünyasında öğrendiğim gerçeklerle Kaf’ın anlamı giderek daha fazla kafamı karıştırmaya başladı. Hani dedim ya, iş hayatında da karşıma çıktı bu soru, tam olarak da şöyle oldu: Çalıştığım sivil toplum kuruluşunda, eğitim vermek üzere çok farklı şehirlerden gelen insanlarla tanıştım. Bir gün, Anadolu’nun bir köyünde eğitim verirken, karşımdaki kadın bana çok samimi bir şekilde “Kaf’a gitmek istiyorum” dedi. O an, sanki bir tuhaflık vardı. Ne demekti bu, Kaf’a gitmek? Bu kadar gerçek bir insanın, Kaf’a gitme isteği, hem masalsı hem de derin bir anlam taşır gibiydi. Merak ettim ve sordum: “Kaf neresi oluyor?” Kadın gülümsedi, “Kaf, daha fazlası için bir yer, bir hayal…” dedi.
Gerçekten, Kaf Dağı ya da Kaf kelimesi, bugünün dilinde biraz kaybolmuş bir anlam taşıyor. TDK’ye göre, “Kaf” kelimesi aslında, kökeni Arapçaya dayanan ve eski Türkçede de kullanılan “Kaf dağ”ından türemiş. Burası, eski efsanelerde Tanrı’nın ya da yüksek bir gücün yaşadığı, her şeyin ötesinde bir dağ olarak betimlenir. Hatta, bazen evrenin merkezini, bazen de dünya dışı bir yeri ifade eder.
Kaf’ın Toplumsal Yansıması: Hayatın Gerçek ve Masal Arasındaki Yeri
Ankara’da yaşayan bir genç olarak, iş hayatında ve sokakta gördüğüm her şey, “Kaf neresi oluyor?” sorusunu bir türlü tek bir şekilde anlamama engel oldu. Hepimizin kafasında bir Kaf var, değil mi? Mesela bir çocuğun aklındaki “Kaf”, belki özgür bir yaşamı, okula gitmeden doğada koşmayı ifade ediyordur. Ama aynı Kaf, bir çalışan anne için daha fazlasını hayal etmek olabilir; belki de evde ve işteki sorumluluklardan kaçıp bir süreliğine tüm yüklerinden kurtulmak istiyordur. İşte bu noktada, Kaf’ın toplumsal ve bireysel anlamı farklılaşıyor.
İş hayatımda ve çeşitli projelerde gözlemlediğim bir şey var: İnsanlar, aslında bu hayatta nereye gitmek istediklerini, ne yapmak istediklerini tam olarak bilemiyorlar. Ekonomik veriler, toplumsal yapılar ve aile yapıları hep bu hayalleri kısıtlıyor. Kaf, aslında bu kısıtlamalardan kurtulma arzusunu ifade ediyor. Birçok insanın işteki, evdeki ve çevresindeki normlara karşı koyduğu, daha fazlasını yapma isteği bir bakıma bu “Kaf”tır.
Kaf’ın Çeşitli Yüzleri: Bireysel ve Toplumsal Zorluklar
Bir yandan, Kaf’ın anlamı daha soyutlaşırken, diğer yandan ekonomik ve toplumsal koşullar Kaf’ı daha somut kılıyor. Bugün “Kaf neresi oluyor?” sorusu, sadece bir coğrafi yerin sorulması olmaktan çıkıyor; aynı zamanda toplumsal bir problem, insanın kendi içindeki arzuları ve toplumsal sınırlamalarla da ilgisi var. Çalıştığım sivil toplum kuruluşunda, çoğu zaman kadınların hayal kurma kapasitesinin kısıtlandığını görüyorum. Kadınlar, hem evde hem işte birer “Kaf” arayışı içinde oluyorlar. Çünkü onlar, yalnızca evdeki işleri değil, toplumun beklentilerini de sırtlarında taşıyorlar. Bu da, Kaf’ın ulaşılması zor bir yer, ancak bir o kadar da özlenen bir şey olmasına yol açıyor.
Kaf, sadece kadınların değil, toplumun tüm bireylerinin daha özgür ve daha bağımsız olma çabasını ifade ediyor. Bu bakımdan, toplumda yapılan ekonomik ve toplumsal araştırmalar da Kaf’ın daha fazla insan için ulaşılabilir olmasını öneriyor. 2020 yılında yapılan bir araştırma, toplumsal cinsiyet eşitliğinin artırılması ile birlikte, daha fazla kadının ekonomik alanda özgürleşebileceğini ve bunun toplumdaki eşitsizliği azaltacağını ortaya koyuyor. Kaf, bu noktada, aslında bir hedef değil, bir süreçtir. Kaf’a gitmek, ekonomik ve toplumsal eşitsizliğin son bulduğu, özgür bir yaşam biçiminin inşa edildiği bir yeri ifade eder.
Kaf’ın Bizim İçin Anlamı
Peki, “Kaf neresi oluyor?” sorusu cevapsız mı kalmalı? Sanırım, herkesin kafasında kendi Kaf’ı var. Kimisi için bir dağ, kimisi için bir gökyüzü, kimisi içinse özgürlüğün ve eşitliğin bir simgesi. Kaf, toplumun sınırlarını aşma, hayal etme ve gerçek olma arzusunu içinde barındırıyor. Belki de esas olan, Kaf’ı bir yer olarak değil, bir hedef, bir değer olarak görmektir. İnsanlar, her gün mücadele ettikleri toplumsal yapılar içinde, belki de en çok Kaf’ın ne olduğunu merak ediyorlar.
Gözlemlerime göre, hayatın Kaf’ı, bazen en basit ve en sıradan anlarda kendini gösteriyor. Bir çocuğun sevindiği an, bir kadının “Kaf’a gitmek istiyorum” dediği an, bazen de yalnız bir adamın işyerinde bir projeyi tamamladığı an, hepsi Kaf’a adım atmanın küçük adımlarıdır. Kaf, ulaşılabilir olduğunda, hepimizin hayatının her yerinde can bulabilir.